|
Havuzun tahliye borusunun, kişinin
bağırsaklarını, kollarını,
bacaklarını ve kafasını parçaladığı
vakaların yaşandığı olayların
görüldüğünü ifade eden Prof. Dr.
Kadir Tahta, 1-4 yaş arasında en sık
boğulma, 14-22 yaş arasında da
atlamaya bağlı kazaların görüldüğünü
kaydetti.
Gelişmiş ülkelerde 15 yaşın
altındaki ölümlerde havuz
kazalarının ikinci sırayı aldığını
ifade eden Tahta, boğulmalarda geç
kalınması nedeniyle insanlarda
anoksik beyin sendromunun ortaya
çıkabildiğini bildirdi. Prof. Dr.
Tahta, şu uyarılarda bulundu:
“Derinliği bilinmeyen suya kafa üstü
atlanılmamalı. Suyun sığ kısmına
yüksekten kafa üstü atlamalarda su
içinde geçirilen kafa travması,
kişinin su yutmasına ve boğulmasına
neden olabilir. Boyun omurlarının
narin olması, çok kolaylıkla
travmada hasara yol açabilmektedir.
Ayrıca sırt ve bel omurları da
etkilenebilmektedir.”
Prof. Dr. Tahta, 14-22 yaş arası
gençlerin kafa üstü atlamaları
sonunda en sıklıkla boyun
omurlarında kırılmalar, buna bağlı
omurilik ezilmelerinin ortaya
çıktığını belirterek, boyun kırığı
sonucunda iki kol ve el ile
bacakların felçli hale geldiğini,
idrar tutamama sorunu yaşandığını,
bağırsakların kontrolünün de
yapılamadığını anlattı.
Gelişen teknoloji sayesinde kırılan
omurganın tamirinin yapılabildiğini,
ancak omurilikteki hasarın tamirinin
hiçbir ilaçla hatta kök hücre
aşılarıyla bile yapılamadığını ifade
eden Tahta, önlem alarak bu tür
kazaların asgariye indirilmesi
gerektiğini vurguladı.
Havuz güvenlik standartlarının
yüksek seviyede tutulması
gerektiğini de anlatan Tahta, şöyle
devam etti:
“Epilepsi hastaları ilaçlarını
düzenli kullanmalı, havuzda tek
başına olmamalı. İnme nedeniyle kan
sulandırıcı ilaçlar kullanan
yaşlılar da havuzda dikkatli
olmalıdır. Bu kişilerin havuz
kenarında yürürken ve havuzda
yüzerken çok dikkatli olması
gerekir. Çünkü geçirilebilecek kafa
travması sonrası çok kolaylıkla
beyin kanaması gelişebilir ve
tedavisinde de sıkıntılar
oluşabilir.”
NTV |