|
konuştuk. İşte Sözcü Gazetesi Ankara
Temsilcisi Hakan Akpınar'ın
röportajı:
- Söyleşimize Kanaltürk’ün satışıyla
başlayalım. Kanaltürk, ulusalcı
cephenin medyadaki en önemli
kurumlarından biriydi. Televizyon,
Fethullahçı sermayeye satılınca sana
dönük büyük eleştiri ve tepkiler
geldi.
- (Alaysı bir ifadeyle) Gizli
Fethullahçı Tuncay, açık Fethullahçı
Koza Grubu’na televizyonu sattı…
- Ben daha da ilerisini söyleyeyim,
bu yaptığının ‘Siyasi
dolandırıcılık’ olduğunu söyleyenler
var…
- Peki, bunu iddia eden çevrelere
bir şey sormak istiyorum.
Kanaltürk’te kendilerinin bir tek
kuruş parası var mı? Yani, siyasi
dolandırıcılık değil. Kanaltürk’ü
ben kendi paramla kurdum,
arkadaşlarımın katkısıyla
oluşturdum, kurdum. 76 milyon
dolarlık bir ekonomi yaratmışız.
Sonra 25 milyon dolara vermişiz.
‘Ben boğuluyorum. AKP faşizmi beni
boğuyor, reklam yasağı getiriyor’
derken, o arkadaşlar neredeydi?
Niçin Kanaltürk’e yardım etmediler?
Kaçan balık mı büyük oluyor? Yani
elde tutmayı başaramadılar, destek
olamadılar. Vicdan azaplarını böyle
dindirmeye çalışıyorlarsa, o vicdan
azabı geçmez.
- Acaba bu eleştirileri getiren
çevrelere karşı biraz daha anlayışlı
olman gerekmez mi?
- Eğer bu çevreden insanlar halktan,
sıradan insanlarsa, ben onlarla
zaten gönül bağı içindeyim. 38 tane
il gezdim, ilk hafta. Toplam 42 il
dolaştım. Halkla kucaklaştım,
onlarla sarıldım. Onların acısı
benim acım.
BEN ASLA ŞEREFSİZ DEĞİLİM, OLMADIM
- Peki, bu konuştuğun gönül bağı
içinde olduğun insanlar ne diyor, bu
satışı nasıl değerlendiriyor?
- İnsanlar şunu merak ediyorlar;
''Ya, biz bir araya gelseydik,
toplansaydık biz bunu karşılayamaz
mıydık?'' Anlatıyorum, hepsi makul
karşılıyor. Sorun şu; siyaseten
bundan rant umanlar, ''Tuncay düştü,
şimdi Tuncay’a vuralım'' diyenler
var. Onların yarattığı bir dedikodu,
bir kumpas mekanizması var. Bir de
biz Fethullahçılar’a hizmet etmeye
ne zamandan beri başlamışız? Nasıl
böyle bir suçlama ile karşı karşıya
kalabiliriz. Bu şerefsizlik
demektir. Biz hangi şerefsizliğin
içinde yer almışız?
VİCDANIM SON DERECE RAHAT
-Bu satışı yaparken, bu tür
eleştirilerin gelebileceğini
düşündün mü?
- Hayır efendim, hiç böyle bir
eleştiri gelebileceğini düşünmedim.
-Vicdanın rahat mı yani?
- Vicdanım son derece rahat. Ben
vicdanım rahat olamadan hiçbir şey
yapmam. Aklımın, vicdanımın bana yap
demediği hiçbir şeyi yapmadım bugüne
kadar. Ben soruyorum. 200 tane
çalışan 8 aydır maaş almıyor. 1
hafta sonra Maliye, makine-ekipmanı
satacaktı. Ne yapabilirdim?
Televizyondan söylüyordum,
haftalardır bağırıyordum, ''Kanal
gidiyor. Biz bir dahaki haftaya
çıkamayız. Bu kanalı satmak zorunda
kalacağız.'' Bir tek Allah’ın kulu
''Ya kardeşim sen yardım istiyorsun.
Sana yardım edeyim'' demedi bana.
Diyen varsa buyursun, ben
buradayım...
BAZI PATRONLAR BANA RANDEVU BİLE
VERMEDİ
- Satış için görüştüğün patronlar
oldu mu?
- Oldu tabi. Aslında Kanaltürk’ü
Aydın Doğan’a sattım. Ekonomik
olarak boğulduk. Boğulduğumuz yerde
''Aman burayı kurtaralım. Bir
başkasının eline geçmesin'' diye
gittik, Aydın Bey’e 55 milyon dolara
sattık. Sözleşmemizi yaptık. Ama
Ankara izin vermedi satışa. Rekabet
Kurulu izin vermedi.
- Hangi gerekçeyle izin vermedi?
- Gerekçesi yok. ''İzin vermiyorum''
dedi. Ben herkese gittim. Herkesle
tek tek görüştüm. Bize randevu
vermeyen arkadaşlar da oldu. Şimdi
bize küfredenlerden bazıları bize
randevu vermiyor. Bazılarına gittik
dedik ki; ''Aman bize yardım edin.''
''Siz bize yardım edin'' dediler.
Şimdi ben soruyorum. Bugün konuşan
eğer o arkadaşlarsa, onların
konuşmalarına tanıklık ediyorum, çok
ayıp ediyorlar. Sokaktaki
arkadaşlarsa, zaten biz onlarla
vicdan ve gönülle biriz. Biz onlarla
birlikteyiz. Acımız ortak.
Ama bu bir stratejik karardır. Bu
kararın sonucunu beklemeden, bu
kararın nelere yol açacağını
görmeden, daha ilk günden ''Tuncay
düştü. Şimdi Tuncay’a vuralım. Aman
üzerinden siyasi rant elde edelim''
anlayışını şiddetle kınıyorum.
KANALTÜRK’ÜN SATIŞINI GİZLEMEKLE
HATA YAPTIM
- Kanaltürk’ün satışını yakın dost
ve aile çevren nasıl karşıladı?
- Bütün dostlarımızla konuştum falan
ama kararı verirken arkadaşlarımızın
hiç birisi bu satıştan son dakikaya
kadar haberdar olmadılar. Bir
özeleştiri yapmak gerekir. Bunu
halkla paylaşmaya korktum ben. Çünkü
bütün satış ve ortak alma
girişimlerimizi Ankara engelledi.
Ben bizim tepemize bu çatıyı yıkmak
için numara çevirdiklerini anladığım
günden beri korkuyla ve kaygıyla
yaklaştım.
''Bunlar geldiğinde de bunları
vazgeçirecekler ve bina üstümüze
yıkılacak, bize yeni bir başlangıç
şansı yaratmayacaklar'' endişesiyle
bunu son güne kadar sakladım. Üç
günlük zaten bütün süreç. Bu bir
hatadır. Aslında benim bu korkuyu
aşıp paylaşmam lazımdı. Eğer bunu
yapmış olsaydım ''Tuncay düştü, vur
üzerinden prim yaparsın. Elinin
altındaki grubu parçalarsın
bölersin, kendine alırsın''
noktasında davrananlar değil,
samimiyetle ''Niye bizim haberimiz
olmadı'' diyenlerle bir gönül
dayanışması gerçekleşirdi. Sorun
çözülür müydü? Hayır çözülmezdi.
DOĞAN’A 55 MİLYON DOLARA SATTIM
- Televizyonu Aydın Doğan’a daha
pahalıya satmışsın.
- Evet, 55 milyon dolarda
anlaşmıştık. Yani, biz bu kararı
alırken son saniyeye kadar her
kapıyı çaldık, her yola başvurduk.
Buradan ilan ediyorum. ''Biz
alacaktık da Tuncay vermedi.'' Böyle
bir şey yok. Bir kısmına ''Ya al
şunu'' dedik, ''Hayır'' dediler. Bir
kısmı randevu vermedi. Şimdi
konuşmak kolay. Korkunun krallığı
hüküm sürüyor Türkiye’de. Seçilmiş
bir kral, oturmuş faşizm estiriyor.
Medyayı parça parça ediyor,
dağıtıyor, linç ediyor.
İşadamları korkuyorlar. Kanaltürk
gibi bir kanala reklam vermediler.
Biz içinden çıktık şimdi reklam
yağıyor. Yıkılsın bu düzen,
yıkılacak. Böyle bir şey olur mu?
Korkunun kralı istemediğinde
yaşayamıyorsun, batırılıyorsun.
Korkunun kralı yönlendirdiği için
sana küfrediliyor. Ama herkes
görecek. Bu iş mezara kadar. Ben hep
söylüyorum. Mustafa Kemal’in sancağı
bende. Benim dirim değil, ölüm dahi
bıraksa gelsin mezarıma tükürsünler.
Mustafa Kemal, Sakarya Irmağı’nın
doğusuna çekildi diye savaş mı
kaybetti. Ben onun neferiyim. Ben
savaş kaybeder miyim sanıyorlar.
Görecekler.
Zaman herkesin ne olduğunu ortaya
çıkaracak. Bir de benim test
edilmeye ihtiyacım mı var? Bütün
hayat öykümü biliyorsun. 6 yıl
boyunca herkes gözünü kapatsın,
Tuncay Özkan olmasaydı Kanaltürk
olmasaydı ne olurdu düşünsün? Başa
bir şey söylemiyorum. Kendi paramı
koymuşum bir kuruş kimsenin parası
yok. Arkadaşlarımız gelmişler biz
olmuşuz.
BU KARARIMIN DOĞRULUĞU ORTAYA
ÇIKACAK
-Peki, hiç aklına gelmiş miydi, bu
kanalı Fethullahçı sermayeye
satabileceğin?
* Asla, hayır. Seçimden önce
satsaydım 125 milyon dolardı, aynı
gruptan başka bir alıcıya. Peki
başkasına satsaydım… 22 Temmuz
seçimlerinden önce 60 milyon dolardı
en az. Stratejik bir kararla çok da
doğru bir şey yaptık. Bu kararın
doğruluğunu 6 ay sonra Türk
ekonomisi tıkandığında, biz kendi
ürünlerimizi halkla
buluşturduğumuzda, herkes görecek,
bunu.
Ama şimdi Tuncay’a küfretme
serbestisi var. 6 yıl boyunca hiçbir
şey yapmayanlar, faşizm karşısında
boynunu eğenler, para kazanmak için
onlarla işbirliği yapanlar, şimdi
bize küfrediyorlar. Ayıp… Ha bir de
sıradan insanlarımız var.
KanalTürk’ün gitmiş olmasından
dolayı büyük üzüntü duyan. Acımız
onlarla birlikte. Ama biz onları ne
sessiz, ne sahipsiz bırakmayız.
Kanal Biz, 13 Temmuz tarihi
itibariyle yayındadır.
YALÇIN KÜÇÜK VE NİHAT GENÇ DE
BİZİMLE
- O zaman biraz KanalBiz’i
konuşalım. Yayın konsepti Kanaltürk
gibi mi olacak?
* Haber konseptli olacak. KanalBiz
daha küçük bir haber kanalı olarak
örgütlendi. Türkiye’de sesini
duyuramayan herkesin sesini
duyuracağı bir televizyon kanalı
olacak. Kanaltürk bir ise KanalBiz
beş olacak. Bunun hepsini göreceğiz.
Halkın sesi, halkın nefesi, halkın
gözü kulağı olmaya devam edecek.
-KanalBiz’de de Kanaltürk’te olduğu
siyasete hazırlık için mi
yoğunlaşacaksın?
*Hayır. Benim sadece üzerime farz
olan şey, arkadaşlarımla birlikte
kanalı organize etmek ve bu kanalı
arkadaşlarıma teslim etmektir. Orada
onlar kavgalarını, mücadelelerini,
yayıncılıklarını sürdürecekler. Ben
ise işin siyaset tarafına geçeceğim.
Orada kavgamı devam ettireceğim.
Bizim bütün eski arkadaşlarımız
KanalBiz’de. Ayrıca Ankara
Temsilcimiz yine Hulki Cevizoğlu.
İstanbul’da işin başında yine
Kerimcan Kamal arkadaşımız olacak,
Havva Can, Adnan hep beraber olacak.
Program yapımcımız Tuncay
Mollaveisoğlu “Yolsuzluk ve
Yoksulluk''u yapmaya devam edecek.
Merdan Yanardağ Beşinci Boyut’u
yapmaya devam edecek. Ayrıca yeni
dostlarımız bizimle birlikte olacak.
Yalçın Küçük ve Nihat Genç bizimle
birlikte olacak. Erol Mütercimler de
öyle. Yani, KanalBiz, daha güçlenmiş
daha gür sesli bir televizyon kanalı
olacak.
Medyaradar |