|
SON DAKİKA
ŞARKISINI SOLİSTİNE İTHAF ETTİ
TURKHABERLER'E TEŞEKKÜRLER
YENİ NAZLI ARMAN ÇOK KONUŞULACAK
BİLGE'DEN BAĞLAMA ŞOV
GÖLGELERİN BÖLGESİNDE
Barbaros ŞANSAL barbarossansal@turkhaberler.net
Can çekiştirenlere
Sileceklerin sağanak yağmuru engellemekte zorlandığı, ön camın arkasında uzayıp giden bir garip yoldaydım… Zar zor algılanan yol çizgileri, ufuk çizgisine doğru her ne kadar kısalsa da, bana doğru bir o kadar hızla uzuyordu… Aracın radyosundaki cızırtılar kulağımda ve alacakaranlığın gözlerimi kamaştıran griliğine, mavilik kahpelik yaparak eşlik ediyordu… Arka koltuktaki yayıntının edepsizliği de sebepsiz değil. Konserve hatta poşetlenmiş mamalar, eski battaniyeler, tıbbi malzemelerle dolu bir karmaşa… Öngörümün önünde, henüz hayali tam oluşmamış ve de toplumun dışladığı insanların; sokaklarda hayat ve ekmek arayan travesti ve transseksüellerin yaptırdığı Ankara Gölbaşı Hayvan barınağı… Ha ha ha... Evet, işte size eşit yaşam hakları… Sadece gölgeler değil ki uzayıp giden. Kısalan ve kaybolan hayatlarda göz önünde… Ha sokak kadınları ve adamları, ha sokak hayvanları Ne fark ederdi ki, bu ülkede… Nasılsa artık sosyete pazarının yerini alamazdı can pazarı, bariz neticede… Sırasıyla Düzce, Kaynaşlı ve gişeler... Otomatik ödeme için gişeye yanaşıyorum. Kıyı kenarda kuyruk sallayan birkaç köpek dikkatimi çekiyor. Hemen ardında ise, görevlilerin artıklarının duvar dibindeki dağınık pisliği. Belli ki oradan da beslenir düşmüş hayvanların künyesizliği… Sonra hayatımda yer almış ve sonra kaybolmuş eski dostlarımın koro halinde sesleri geliyor kulağıma. Bubi, Zoro, Tane, Fıstık, Bambam, Yogi, Bobo… Ve İstiklal’deki her gösteriye eşlik eden aktivist EYLEM, Ve Ömer Avni parkındaki nüfusa liderlik eden koca kafalı kara burun kırması OSMAN… Ad verdim hepsine, Üçbacaklı Bonny’e bile… Bitişikte; dört çeker, 06 plakalı, lüks ve siyah camlı araçta şanslı bir aşifte dikkatimi çekiyor. İffetsizliği plakasındaki harfler ile zaten arzı-endam ediyor ve arka camında sahte mutlu bakışlarla marka bir kopek daha... Göz göze geliyoruz yan yana yol alırken. Belki parfüm kokuyor ama gözü hâlâ otoyol kenarında ardında kalmış arkadaşlarında ne yazık, üstelik hüzünlü ve çapaklı gözleriyle bakarken… Can almasak da can versek, canımızdan değil de cananımızdan mı vazgeçsek ? Sorular kafamı kurcalarken kararmış gecede barınağa varıyorum. Evde kalmış, mutsuz, geçimsiz, aksi, dul ve yaşlı kadın misali barınak görevlisinin vurdumduymaz tutumuna sert bir şekilde karşılık veriyorum. Sabahtan önce ziyaretin ve yardım kabulünün mümkün olmadığını söylüyor. İnadım inat kontağı kapatıp, arka koltuktan bir battaniye çekip yeni günün doğmasını beklemek üzere uykuya dalıyorum... Gecenin karanlığını canhıraş çığlıklar ile yırtan sesler bir müddet sonra ahenkli bir oratoryoya dönüşüyor... Soğuk ve diğer hisler de yavaş yavaş kayboluyor. Sonsuz bir karanlıkta ve sessizlikteyim… Gölgelerin bölgesinde can çekişmekteydim… Ağlayarak uyanmak istiyorum sabahına. Gözlerim yoktu ki artık arabada ölü bulunmuştum nasılsa!!! Unutmayın yakında 14 Şubat Sevgililer Günü var. Ama dünyamızda en çok kürk o gün satılır ve doğa olur tüm canlılara dar... Düttürü Dünya’ya selam olsun… Barbaros Şansal Yükleniyor...
|
|