|
SON DAKİKA
ŞARKISINI SOLİSTİNE İTHAF ETTİ
TURKHABERLER'E TEŞEKKÜRLER
YENİ NAZLI ARMAN ÇOK KONUŞULACAK
BİLGE'DEN BAĞLAMA ŞOV
1 YÜREK 9 ŞİİR
Nilgün Kula YILMAZ nilgunkula@hotmail.com.tr
Gücün Yeterse
Sislerin gözlerimdeki buğuyu sakladığı
Solgun bir bahar akşamında
Gel diye yalvarıyorsam suskunluğumda
Kaybolmuşsan bensiz her anı da
Koş ayrılığa inat karanlığıma
Ya kaybolursun benimle
Ya da sevda olur adım dilinde
Dağıt sisleri sevdiğim bir gülüşünle
Ayrılık kaderimiz olmasın bu son günde
Sensiz geçtiğim o köprüde
Ecele can borcu ödedim az önce
Nokta koydum sensiz tükenen ömüre
Toprağı al üstümden sarıl soğuk bedenime
Sev beni yeniden gücün yeterse
Hadi uyandır beni sesin titremeden bir kere
Veda edemedim diye üzülme
Bana her gelişin bir vedaydı aslında
Senin suskun vedalarına inat
Haykırıyorum hayata
Toprağı al üstümden sarıl soğuk bedenime
Sev beni yeniden gücün yeterse
Hadi uyandır beni sesin titremeden bir kere
Gitmek isterken boğuldun mu suskunluğunda Issız gurbet akşamlarının çığlıklarıyla Kayboldun mu başıboş rüyalarda Konuşmak isterken hapsettin mi seni sana Üşüdün mü her doğan güneşle dağıldın mı parça parça Susarak konuştun mu o sevgiliyle yıllarca Sığdırdın mı buruk bir tebessüme kocaman bir veda Konuşmak isterken hapsettin mi seni sana Şimdi sen giderken soğuk bir tabutta O kim bilir kaçıncı kadehin sarhoşluğunda Küçük bir tebessümün düşünce hatırına Kırar kadehi şişeyi yine de bakmaz ardına... Bu Mevsim de Sensiz
Senin olmadığın bir rüyadayım
Bir ben bir de tutsak anılarım
Sevdanı yorgan diye geceme sardım
Bu mevsim de seni sensiz yaşadım
Kaldığı yerden başlasın şarkılarım
Yine sıla türküleri fısıldarım
Sonbahar yağmurları tek yoldaşım
Bu mevsimde seni sensiz yaşadım
Saçlarıma beyazlar dolmuş anlamadım
Gençlik uçmuş aynalara darıldım
Bu mevsim seni son kez andım
Artık gelme sevdanı toprağıma sardım
Deli Recep
Bu koğuşta öldü öğretmen Recep
Zaten sevmezdim tebeşir tozunu
Müebbet verdiler, sanki umurumda
Deli Recep derler bana
Sevmem çiçekleri
Öğrencilerimi hatırlattığı için değil
Sevmem işte, yok gösterecek gerekçe
Öğretmenler günü bugün gelmeyin üstüme
Namus davasından girdim bu deliğe
Deli Recep dediler ismime
Sana ne dediler
Komşu kızı kaçtıysa tamirciye
söyleyemedim; Yârimdi, ihanet etti diye
Dün gibi yerleşti belleğime
Bir çiçekle gitmiştim sevdiğime
Kelepçeyle döndüm baba evine
Yine böyle bir öğretmenler gününde
Sevmem çiçekleri söyletmeyin ille de
Ağlamıyorum, öyle bakmayın gözlerime
Siz de susun!
Pişmanmış dedirtmem kendime
Deli Recep derler ismime
Bu gün öğretmenler günü gelmeyin üstüme.
Eylül Fırtınası
Anıları acılara sarıp gömdüm geceme
Ve kaç kez öldürdüm ismini yüreğimde
Söküp attım kalbimi içinde sen varsın diye
Ruhsuz bir şarkı oldun şimdi dilimde
Eylül fırtınası başlattın yüreğimde
Savruldun bilmediğim düşlere
Kanıyorum ne zaman gece çökse
Ruhsuz bir sevda oldun şimdi dilimde
Firari Aşk Karanlıklar sırdaşsa yalnızlığa
Kelimeler susmuşsa hercai aşka
Kapılmışsa güneşin feryadı figanına
Anla sevgili o yârin kalbi isyanda
Susmaz dediğin o diller lal olmuşsa
Seninle gülen gözlere nem bulaşmışsa
ismin karanlığa kurban ediliyorsa
Anla sevgili o yârin kalbi firarda
Yüzünden yıllar sebepsiz akıyorsa
Adın o gözleri güldürmeye yetmiyorsa
Duymuyorsa sesini anılar öksüz kalmışsa
Ağla sevgili o yârin kalbi susmakta
Gönlündeki gurbet
Alıştım sensiz gelen her sabaha
Gecemin karanlığın da ecel gibi çöken yokluğuna
Parmaklıklar, zindan, sanma ki umurum da
İlle de gurbet! ille de gurbet, gider zoruma
Toprak yabancı, sen yabancı,
Yüreğim de oldun kanayan bir sızı
Parmaklıklar, elimin kolumun sanma ki bağı
Tutsaklık değil, gönlünde ki gurbet acıttı
Yüreğinde mahpus yaşadım yılları
Aşamadım gözlerindeki parmaklığı
Dört duvardı esaretinin adı
Şimdi;
Bana değil; Gurbetine sor hesabı! .....
Monalisa'nın Laneti
Neydi yıllar sonra beni bu eve çeken
Belki de onu anlamak için buradayım
Bir zamanlar koşarak girdiğim kapıdan
Şimdi hırsız gibi ürkek adımlarla yürüyorum.
Kapıyı açınca görmeye alıştığım
O gülen yüz yoktu karşımda
Biliyordum böyle olacağını
Alışkanlık olsa gerek zor geldi
Birden yıllar öncesine döndüm.
Yıllar ikimiz dışında hiçbir şeyi değiştirmemiş
Hemen girişte o konsol var,
Yanı başında şemsiyen
Duvardaki Monalisa yine mahzun bakıyor
Son kavgamızda fırlattığım şamdanla kırılan ayna
Hemen yanı başımda, yine üç tane ben varım.
Yıllarca bize kucak açan bu ev mi nankör
Yılların birikimini bir gecede silen bu ev mi?
Sessizliği ayağımla çarptığım şamdan bozdu
O eski aynalı şamdan sanki pusudaydı.
Üzerindeki tozlarda engel değildi, göz alıcılığına
O hep öyleydi, yıllar öncede
Üzerindeki mumlar sönük kalırdı
O parıldayan ihtişamı karşısında
Senin dışında her şey yerindeydi
Tıpkı bıraktığım gün ki gibi.
Evin her köşesinde onlar vardı
Sen onları sevmesen de
Onlar bizim yapamadığımızı yapmışlar
Örümcekler dört bir yana yuva kurmuşlar.
Arkama bakmadan çıktığım bu evde
Yanan sadece mutfağın ışığıydı o gece
Ve; senide son defa orada görmüştüm
Beni bulamazsın demiştin, bu kapıdan çıkarsan
Haklıymışsın!
Senin dışında her şeyi buldum.
Saatlerce, saatlerce dikildim
Fark etmedim havanın karadığını
Etrafım karanlıktı
Ve mutfağın ışığı,
Sanki o geceki gibi yanıyordu
Karşımdasın, neden yüzüme hiç bakmıyorsun
Bu evde olduğunu hiç düşünmemiştim
Ne kadarda değişmişsin
Sana hep söylerdim, bıçaklarla oynama diye.
Üzerin kirlenecek kalk artık yerden
Yoksa karşımdaki sen değil misin?
Sadece bir iskelet boylu boyunca yatan
Ve tam göğsündeki benim salata bıçağım.
Bu sen olamazsın
sen beni görünce hep ayağa kalkardın
Mutfağımdaki bu kemik yığının
Parmağında neden bizim yüzüğümüz var
Siyah saçları yok, gözleri de yeşil değil
Hayır, hayır.... bu sen olamazsın.
Vefalıydı o eski şamdan
İster misin bu akşam yine bize eşlik etsin
Bak mumlar rengârenk sen severdin
Sakarımdır, iyi bilirsin.
Şamdanın elimden düşmesi benim hatam değil
Bu etrafımdaki alevler şamdanın çocukları
Onlarda dört yanımızı sardılar
Senin gibi onlarda sımsıcaktılar.
Yanına sokulsam, ama sana dokunmasam
Kızar mısın? şu köşecikte uzunsam
Kollarını açtın, bu beni affettin demek mi?
İtfaiyenin çanları düğün marşımız
Bu alevlerse davetlilerimiz.
Burası da yeni evimiz
Bunun da dört duvarı var
Hem de topraktan.
Bak bize çiçek bile getirmişler
İyi ama biz mutluyuz, kavuştuk
Bu insanlar neden ağlıyor
Gördün mü eşim ve minik kızım da gelmiş
Sensiz günlerimde tek desteğimdi onlar
Son görevlerini yaptılar, af etmeseler de.
O evimiz kadar geniş olmasa da
Burası da bizim yuvamız, yine beraberiz
En azınsan sana kızınca
Çarpıp gideceğim bir kapımız yok artık.
KAN ve ATEŞ
Bir toprak yığını
Ve; bir mezar taşı
İşte biz buyuz! ........
Nilgün Kula YILMAZ Yükleniyor...
|
|